|
Aziziye (Ilıca) İlçesinin ilk
yerleşme yeri, Karasu ile Pulur Çayı
arasındaki verimli bölgedir. Bu
bölgenin sınırları içinde yer alan
Karaz (Kahramanlar Köyü)'da yapılan
kazılar ve arkeolojik araştırmalar
buradaki hayatın Milattan Önce 4000
yıllara kadar uzandığını
göstermektedir.
Aziziye (Ilıca)
sırayla; Huriler, Hayaşa, Azzi
Kralığı, Urartular (M.Ö. 900-600),
İskitler, Medler ve Perslerin
istilasına uğramıştır. M.Ö. 65
yıllarında Romalıların hakimiyetine
geçmiştir. M.S. 1040 ile 1063
yıllarında Büyük Selçuklu Devleti
Komutanlarından İbrahim Yınal ile
Kutalmış, Erzurum'u ele geçirmek
için Ilıca'da ordugah kurmuşlardır.
Malazgirt Zaferinden sonra Ilıca
tamamen Türklerin eline geçmiştir.
1080 yıllarında
Ilıca'yı ele geçiren Saltukoğulları
Kaplıcaların etrafını kerpiç
duvarlarla çevirmişlerdir. 1230
yılında Konya Selçuklularının eline
geçen Ilıca, 1242 yılanda Anadoluyu
istila eden Moğollar tarafından
yağmalanmış, Moğol Kumandanı
Baycunoyan karşı koyan halkı ve
idarecileri çermiklerde (Kaplıca)
boğdurmuştur.
İlhanlı Hükümdarı
Kazan Han (1295-1304) Ilıca'yı ele
geçirerek, burada kaynayan sıcak
suyun keskin kaya parçalarını
kırdırmış, Gürcistan'dan gelen Seyit
Baban tarafından kil,kum ve Aşkale
yakınlarından çıkarılan toprak
karışımı ile sıcak suyun etrafına
düzgünce bir havuz yaptırmıştır.
1385 Yılanda Ilıca,
Kara koyunlu Hükümdarı Kara Mehmet,
1387'de Timur un eline geçmiştir.
Osmanlıların eline geçtik ten sonra
Osmanlı Sultanları Yavuz Sultan
Selim ve Kanuni Sultan Süleyman doğu
seferinde Ilıca'yı konaklama yeri
olarak kullanmışlardır. Bazı
kaynaklara göre Kanuni Sultan
Süleyman Kaplıcalarda yıkanarak
buraya "Çermük-İl" demiştir.
Osmanlı Devletinin
Sınırları içerisinde Çermük (Ilıca)
Erzurum'un 9 köylü bir nahiyesi idi.
Romalılar döneminden
önce " Karloi Karnak" adını alan
Ilıca'nın ismi halkın kaplıcaya
"Çermik" demesinden ileri
gelmektedir.
Bir çok kez işgal ve
istilaya uğrayan Ilıca; 1 Cihan
Harbinde General Yudeniç
kumandasındaki Rus Ordusunun 16
Şubat 1916 günü Erzurum'u işgaliyle
geri çekilen Türk Ordusunu takip
ederken 16-17 Şubat 1918 gecesi
vukuu bulan şiddetli çarpışmalardan
sonra Rusların eline geçti. Rus
Askeri ,Tarihçisi Korsun " Erzurum
Operasyonu" adlı eserinde "18 Şubat
Saat 14.00'da 156. Elizavetplski
Piyade Alayı öncü kuvvetlerinin
Ilıca'yı ele geçirdiğini
yazmaktadır. Böylece Rus İşgaline
düşen Ilıca'da ahali kış ayının
şiddetine rağmen Erzincan üzerinden
Kayseri, Adana, Sivas ve Tokat gibi
iç bölgelere gittiler. Bu göç
esnasında soğuktan ve açlıktan çok
sayıda Türk yollarda hayatını
kaybetmiştir.
Aziziye
(Ilıca) için 17-18 Şubat 1916'da
başlayan bu acılı günler 2 yıl kadar
devam etti. Erzurum'u işgal eden
Rusların 1917 Bolşevik İhtilalinden
sonra çekilip burayı Ermenilere
bırakmaları neticesinde zulüm ve
felaketlerin ardı arkası
kesilmemiştir.
Ilıcada da Ermeni
vahşeti bütün gücü ile kol gezmişti.
Öldürülen insanlar Camii avlusunda
(Eski Camii) istiflenerek
yakılmıştır. Ahmet Refik Bey 1918'de
Erzurum'a giderken Ilıcadan da
geçmiş ve ölenlerin sayısının 2000
civarında olduğunu nakletmiştir.
Bu arada Suşehri'nde
bulunan 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa
10 Ocak 1918 de 1. Kafkas Ordusu
Kumandanı Kızım Karabekir'e
Erzincan, Erzurum, Sarıkamış yönünde
hareket emrini verir. Türk Ordusu
Rus Ordusunun boşalttığı bölgelerde
Ermeni Mezalimini haber aldıkça
uykuya, açlığa ve kışa bakmadan
ilerledi 6 Mart'ta Mama Hatun'a
gelen 1. Kafkas Kolordusu, Ermeni
Vahşet ve Mezaliminin Erzurum
Bölgesini de silip süpüreceğini
düşünerek Suşehri'ndeki Ordu
Kumandanlığından hareket için emir
ister ve 7 Martta Erzurum'daki
Ermenilerin reisine, 1877 sınırına
kadar olan yerlerin Türkiye'ye ait
olduğunu, karşı çıkacak silahların
asi sayılacağına ve en geç 9 Mart
1918 akşamına kadar Erzurum'un
teslim edilmesi gerektiğini bildirir
Kolordu Karargahını Ilıca'nın
batısında bulunan ilçeyi bağlı Alaca
Köyüne Taşıyan Kazım Karabekir,
Burada Ermeniler tarafından yapılan
katliamı şöyle anlatmaktadır: "Köyü
dolaştım Facianın en müthişi burada
idi süngülenmiş veya yakılmış
cesetlerin başındaki ağlama ve
bağrışmalar insanın tüylerini
ürpertiyordu.Süngülenmiş memedeki
çocukları kucağına almış bazı analar
saçlarını yoluyorlardı. sanıyorum ki
yer yüzünde bu kadar feci bir
sahneyi gören gözler pek mahtutdur."
Alaca gerçekten Erzurum
köyleri arasında en fazla tahribata
ve insan kaybına uğrayan
köylerdendi.
(1986 Yılında yapılan
kazıda 278 insana ait kalıntılar
bulunmuş Ermeni vahşeti Basın Yayın
araçları ile kamuoyuna
duyurulmuştur.)
Kazım Karabekir Paşa
Ordu Kumandanı'nın bir hafta
beklenmesi emrine rağmen durumun
vahameti karşısında 10 Martta
harekete devam etme kararını verdi
11 Mart sabahı güneş doğmadan Türk
Ordusu ileri harekete başladı Saat
06.00'da Ilıca'nın 500 mt batısından
Ermeniler Türk Ordusuna ateş
açmışlarsa da 15 dk içerisinde geri
püskürtüldüler Ilıca'ya cepheden,
güneyden ve Ağaver Köprüsünün
kuzeyinden hücuma geçen Türk Ordusu,
2 Saatte yakın süren şiddetli
çarpışmalardan sonra Saat 08.00'de
Ilıcaya girerek buraya 2 yıl sonra
yeniden Ay Yıldızlı Bayrağımızı
astılar ve böylece 11 Mart 1918'de
Ilıca'nın esaret günleri sona erdi.
Öte yandan Mustafa
Kemal Paşa ve Arkadaşları Milli
Mücadele Yıllarında, Erzurum'a
teşriflerinde 3 Temmuz 1919 günü
ikindi üzeri Ilıca'ya varmışlar ve
trenden inerek kaplıcaların önünde
bir kahve içmişlerdir.
Cumhurbaşkanımız Sayın; Abdullah
Gül'ün onayladığı 5747 sayılı,
"Büyükşehir Belediyesi Sınırları
İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun" onaylandı ve artık
İlçemizin Adı AZİZİYE olarak
değiştirilmiş oldu. Dadaşkent ve
buna bağlı 7 mahalle ilçemize
katılarak, ilçemizdeki köy sayısı
49, mahalle sayısı 31 olmuştur. |